13 Şubat 2020 Perşembe

the expanse s04e08:

The One-Eyed Man


--- spoiler ---

.iyi getiriyorlar ama iyi devam ettirmiyorlar. adamlar sıkışık bir alanda hayat mücadelesine başlattılar. vay süper olacak dedik ama çözüm noktası, holden salağının kanser tedavisinde kullandıkları bir aparat yüzünden olması çok saçma oldu. ulan ilk insan bunu sormaz mı? ne kullandın, hangi tedaviler gördün falan filan. elli saat kan testi yapıp bir şey bulamıyorlar. sonra göz sıvısından test yapıyorlar. oradan da bir şey çıkmıyor ama değerleri biraz kötü çıkıyor. laf lafı açınca tedavisine geliyorlar, oradan bir şey fark edip, hepsi kör olmadan kurtulup mekandan çıkıyor. bu kadar mı yani?

.dünyada siyasi meseleler şaka gibi olmaya devam ediyor. iranlı yaşlı kadıncağız gücü elinde tutmak için ölen oğlunu kullanmış. kocası bu olaydan çok mütessir oluyor ama yok şöyle etmedim böyle etmedim diyor. konuşma metnine bağlı kalmadan bu işleri çevirmesi de çok inandırıcılık katıyor.

.konuşmasından sonra rakibi bile saygı duyduktan sonra ellerine geçen görüntüleri sızdırmışlar, o görüntüler neydi şimdi hatırlamıyorum ama muhtemelen en son çıkış görüntüler falan olabilir. zaten yeni dünyalardaki risklerden bahsediyorlardı. haklı konuma gelmiş oldu. kocası da fazla lagaluga yapmaz herhalde. kadın haklıydı. diğer stajer kılıklı tip de hiç dünyalar lideri olabilir mi? önce bir kıyafetlerine baksın.

.kuşaklılar kendi aralarında tırmalama ile meşguller. şu walking dead çekiçli elemanı tekrardan geldi. terörist kabul ettikleri tipe ne yapmışlar ne etmişler ben anlamadım. istihbaratı bunlar vermiş de insanların ölmesine mi sebep olmuşlar? yardımcı pilot olan sert karı tipi istifa etti, alphas'tan abimiz yeni görev teklif etti ama kabul etmedi. bunların hikayesi zaten ayrı bir karın ağrısı.

.marslı salak askerimiz de kendi çapında saçmalamaya devam ediyor. yeni bir iş çıktı. kirli polis olan tipin evine ziyarete gitti. son iş falan filan diyecekler ama kesin biri ölecek. bu da böyle saçma bir muhabbet. iyi marslı olmaktan, mars hayallerine geçtiler. bu dünyayı dönüştürüyoruz ama yeni dünyalar bulundu, artık mars öldü diyorlar. adamlar böyle bir ihtimalin empatisini yapmışlar. komikler hakkaten. ulan elinde koca gezegen var zaten. çalışacaksa çalışır, diğer tarafa gitmek kolay mı? herkes bunun için para biriktiriyormuş da şuymuş buymuş. olmuyor da olmuyor işte.

--- spoiler ---

12 Şubat 2020 Çarşamba

Gisaengchung



şu aralar hem izledikten hemen sonra yazamıyorum, hem de onları blog'a direkt yazamıyorum. not defterine falan yazıp sonra aktarıyorum. yarım yamalak bir şey olmuş. filmler için yazdığım bu giriş kısmını yazmayı unutmuşum. üzerinden belki bir aydan fazla zaman geçti. film ses getirdiği kadar iyi değil. tek hatırladığım bu. güzel sahneleri, tatlı dialogları var ama fazlası yok. fazlası olmaması için bir sebep de yokmuş ama hikaye içine hikaye koyalım derken bokunu çıkartmışlar. bundan çok daha iyi kore filmleri var. o kadarını söyleyeyim.

--- spoiler ---

.tarihte ilk defa ingilizce dışında bir dilde oscar alan film kendisi. daha önce duyup izlemedik diye hayıflanırken, filmi o kadar da beğenmediğimi fark ettim. bin jip bu filmden çok daha iyi, kaldı ki şaşırtmacaları bir anlamda ona benziyor.

.yine her zamanki gibi koreli kardeşlerimiz filmin sonunu bitirmek istemeyip, bir filmlik daha senaryo yazıp, salak saçma bitiriyorlar. yani şimdi bu eleman fakirmiş, geri zengin olup babasının bodrumunda hapis kaldığı evi satın almış mı? yoksa hepsi hayal miydi? öyle bitti gitti. çok da önemli değil zaten.

.fakir ile zenginden, güney ile kuzeyden dem vurmuşlar. ondan oscar'ı dayamışlar ama oyunculuklar haricinde filmde üst düzey bir şey göremedim. her bir tip kendi halinde süper oynamış. bunları nasıl bir araya getirip toparlamışlar, onu bilemiyorum. fakir baba rolündeki tip tanıdık geldi ama çok çıkartamadım.

.bir de artık izledikten hemen sonra yazmadığım için detaylar biraz kayboluyor. ilk başta elinde taşla bir eleman geliyor. esas oğlanın arkadaşı, sevdiği bir kız varmış ama daha küçükmüş, büyüyünce kendine saklamak için güvendiği arkadaşı ingilizce ders versin diye yönlendiriyor. tabii üniversite mezunu değil, her şeyi sahte ve arkadaşının güvenini de boşa çıkarıyor. kızla işi pişiriyor.

.derken bu oğlan evdeki diğer çalışanları kendi ailesi ile değiştiriyor. bir yerden sonra bundan fazlası olacak mı diye bekledik. o taşla alakalı bir geyik yaratıp bir şeyler yapacaklar zannettik ama hadi saçma fantastik yapmasalar bile o taşla adam öldürmeye gidip, salakça kafasını ezdirmeseydi bari değil mi? bu nasıl bir tercih ben anlamadım. bir de ölmüyor üstelik, ülen bari öl de hikaye tamamlansın.

.sonra komadan çıkıyor, gülüyor falan, derken babasının anasının nikahı gibi uzun bıraktığı mors alfabesini çözüp mektubunu okuyor, sonra da hayalleri kurup filmi bitiriyorlar. sadece bu bile ikinci film konusu da olmamış işte.

.bir kere adam kandırmak bu kadar kolay mı? ona gönderme yapıyorlar. bizim de bu kadar paramız olsa biz de iyi olurduk diyorlar. işinden ettiğimiz tiplere ne oldu diye düşünürken, aman sen de diyorlar.

.zaten plan yapmadan, aile başka bir yere gidince eski hizmetçinin kocasının bodrumda olması hikayesi de ayrı bir komik. adamı gelip biberonla falan besliyor. gülelim diye mi? adamların biraz güldürüsü var ama ciddi filme pek yakışmamış.

.sonra bu adam çıldırıp herkesleri öldürmeye yelteniyor. önüne kızcağız geçiyor onu öldürüyor. kızcağız da içlerinden en fazla iş yapanı, belki en iyi karakter. ilk tanışmada kapıdan girişte, bilgileri ezberlediği sahne dahil, tüm sahneleri üstün güçlü anime karakteri gibiydi.

.baba karakteri de bu kadar şey içinde tırmalamış bir karakter olarak fena değildi. en son kendini kokusu yüzünden kaybediyor. şöfor olarak zengin adamın yanında çalışmaya başlıyor ama bunlar evde çaktırmadan masanın altında dururken, zengin karı koca birbirlerini elle tatmin etmeden önce adamın kokusundan bahsediyor. nedir bu tam olarak? yani filmin en fazla vermek istediği mesaj bu olmuş. fakirleri kokusu yüzünden yargılamayın yoksa sizi öldürebilirler gibi.

.sınıf farkı böyle mi anlatılır? o da komik geldi bana. cidden bu meseleyi izlemiş olabilir. hele respect meselesi apayrı komikti. bodrumdaki adam haline şükrediyor. kafamı sokacak bir yerim var, bu da zengin beyimiz yüzünden diyor. en son ölürken bile ona saygılarını ifade ediyor.

.oğlanın bu tipi cin gibi görüp epilepsi krizi geçirmesi dahil hepsi çok abartı geldi. en son acil bir doğum günü partisi düzenleniyor, hadi bunu da bassın demişler. babası ve şoförü de kızılderili olarak ortaya dalıp, öğretmenini kurtaracaktı. yani zaten bu olay başladığından beri bir şey olacağı belli oluyor.

.bunlar evden kurtulup, fakir evlerine gittiklerinde suyun basması. tuvaletin üzerinde sigarasını içmesi dahil tüm mevzular bir yerden sonra insanın içine karanlık veriyor. bir taraftan güldürüp, böyle bir karanlığı vermeyi uygun görmüşler. sonra bunlar kıyafet yardımı alıp, pislik içinden doğum günü partisine katılıyorlar. ulan aldığın koku bin misline çıktı. ne ara temizlendiniz? ne ara banyo yaptınız? pek gerçekçi değil.

.filmin en sönük karakteri anne karakteriydi. o da zaten diğer karıyı tepikleyerek en kötü karakter olduğunu gösterdi. diğer kadın da kocasını kısmi şekilde açıp güzele öldü. bu da ayrı üzücü bir meseleydi ama böyle bir durumda aralarındaki muhabbet bir telefonu yakalamaktan öte olabilirdi.

.görüntüler, çekimler, oyunculuklar hepsi iyi ama senaryo tam lezzet vermedi, sonunda iç karartısı uygun görmüşler. mevzular genelde bir yere bağlanmıyor. adamların tarzı bu sanırım ama onu da çok beğenmiyorum. çok üst düzey koreli filmlerde daha iyi bağlanıyor. bin jip çok daha çarpıcıydı bu anlamda...

--- spoiler ---

11 Şubat 2020 Salı

sesten müziğe e06:

notalar


--- spoiler ---

.sonunda en iyi bölümünü yaptılar. en azından şimdiye kadar verdiği bilgiler arasında en sağlamlarını vermiş oldular. tabii biz niye bu vakte kadar bunları öğrenmedik de denebilir. notaların ortaya çıkışı, düzenlenmesi falan filan gibi özetlenebilir.

.pisagor abimize dayandırıyor, orası ne kadar doğru bilemiyoruz. adam demircinin önünden geçerken uyumlu sesler duyup araştırmaya başlıyor ve sesler arası oranlar keşfediyor. bu kadar basit mi yani? iyi güzel diyoruz, dinlemeye devam ediyoruz. 1/2 oranı aynı sestir diyorlar. birbirinin oktavı gibi bir şey işte. 2/3 oranı ile demir çubuk uzunlukları farklı notalar veriyor diyorlar. buna göre çubukları artırıp, tekrardan 1/2 aynı sesleri çıkarttıklarında ellerinde 12 tane ses kalıyormuş. notalar buradan çıkıyormuş.

.böyle güzel bir sistem bulup, yaptıkları hatayı gizlemek için de yemin ettirip, ölüm cezası demişler. orasını şaka gibi anlattılar ama 1/2 ile ulaşacakları 12bin küsür rakamı, 2/3 ile ulaşacakları 12bin küsür rakamından farklı, bu farkı kulaklar ayırt edemiyor, enstrümanlar da buna uygun yapılıyor diye uzun bir süre fark edilmiyor. aradaki oran farkı bu şekilde korunuyor.

.müzik geliştikçe bu sorun yaratıyor, transpoze edemiyorlar. edince müzik değişiyor. bu durumda da bir oktavı 12'ye bölelim diyorlar. eşit temperment midir nedir? öyle bir adı var. sistem buymuş, şimdiki frekanslar bu şekilde belirlenmiş. tamamen sallamasyon gibi, insanı o üzüyor. altında temel bir sistem aslında yok gibi, en azından ilk başta pisagorun bulduğu mükemmel dünya sistemine uymuyor. zaten hepsi hayalmiş.

.çinli kardeşler bu sistemi daha önce bulmuş, çinlilerden gelen tipler bunu aktarmış olabilirler diyor. madem öyle niye pisagora dayandırıyorsun diye de sormak lazım ama artık orasını bilemiyoruz.

.orta doğu müziğinde ritmler ve melodiler varmışmış. batı müziği çok sesliymişmiş. bize böyle anlatıyor. orta doğuda 12'ye değil 24'e bölmüşler, oradan da çok acayip nağmeler üretmişler. o yüzden batı enstrümanları ile olmuyor ama perdesizlerle falan oluyor diyor. en azından bunu demeye getirdi. tabii adama madem çok sesli yapamayacaksın niye 24'e bölüyorsun diye sorarlar ya da 24'e bölünmüş seslerden çok sesli yapılamaz mı diye de sorarlar. bunların cevabı haliyle yoktu.

.jaws'a falan girmese iyidi. piyanodaki yakın seslerden gerginlik verdi falan filan diye bunlara girdi, bu kısımlar yerine esas konuları biraz daha derinleştirse iyidi ama buna da şükür. en azından seriyi izlediğimize değdi.

.ayrıca üşenmeyip hesaplamaya çalıştım da 440 temel frekans olarak kabul edip, 12'de biri şeklinde notaların frekanslarını bulunca, 2/3 sistemi ile çıkan frekanslarla alakası olmuyor. insanlık bu sisteme geçmeden önce farklı bir müzik duyuyormuş. bunun örnekleri var mıdır? ona bakacağım bir ara. ilginç bir mesele.

--- spoiler ---

7 Şubat 2020 Cuma

supernatural s15e09:

The Trap


--- spoiler ---

.tanrı meselesinden devam ediyoruz iyi güzel de şimdi yine piyasadan kayboldu. bari bu sezon diğer olaylara geçmeseler diyeceğim ama öyle olmuyor. adamların güncel bölümünü bile takip etmiyorum ama yine bir şey değişmiyor tabii. bunu bilseler belki yapmazlardı!

.neyse chuck bunları kandırdıydı. sam ve sağır sevgilisini tuzağa düşürdü. koskoca tanrı lan! yaptığı işe bak. sonra omzundaki yarayı deşmek istedi ama beceremedi. elini kirletmek istemiyormuş. bu göndermeli bir hadise ama yine de çok anlamsız. sanki önceden kim katliamlar yaptı? elini hiç mi kirletmedi?

.yanındaki kızı kukla gibi kullandı. koskoca tanrı böyle yapmalı imiş. adamların tanrısı diğer tanrılar gibi. her şeyi yaratan arkadaş içine gelmiş, bunlarla uğraşıyor. biraz saçma yani. sonra tüm hikayeyi bilmiyorsun diye sam'e tüm hikayeyi izletti.

.diyor ki tanrı olmazsa ortalık yaratık kaynar, beni hapsederseniz durum bu olur diye eline verdi saati gösterdi. sam ve dean vampir oluyormuş da bobby ve polis karı bunları avlıyormuş. adamların alternatif sonu bu olabilirdi ama bu bile kötüydü yani. iki kardeş de ölse sevinirdik.

.sonuç olarak sam'in tanrısına inanıp hapsetmekten vazgeçeceği belliydi. diğer tarafta dean ve cass arafa gidip bilmem ne çiçeğini alıp geldi. onların kendi aralarındaki yakarışlar da komik oldu. dean cass'e dua yolu ile ilettiği mesajda başka bir şey için ağlamadıği kadar ağladı. biraz yapay geldi bana. zaten dizide karı yok, bir de adamların aralarındaki böyle ağlamalarını iyi karşılamıyorum.

.neyse cass ölmemiş, çıktılar kurtuldular. büyüyü müyüyü yaptılar ama sam bozdu işi. sonra kız ayrıldı mekandan. zaten dizide kız yok dedik, sağırını bile tutamadılar. tanrı bütün romantizmi ben ayarladım dedim diye gitti. ulan her şey tanrının eseri, yaratıcısı o, senin onu sevebileceğin organları da o dizayn etti, zaten büyüye müyüye bulaşması komik de hadi yaptı diyelim, yaratıcın işte. neyin gerçek olduğunu bilmiyorum diye nasıl gidersin ki? zaten gerçekliğin sahibi o. yazarların yazarı! neyse komikler işte.

--- spoiler ---

6 Şubat 2020 Perşembe

castle rock s02e09:

Caveat Emptor


--- spoiler ---

.adamlar dozu güzel artırdı ama eski müdür abimizin mektupları meselesini o kadar beğenmedim. şimdi bu şeytan, melek arkadaş, artık neyse, bunun muhtevasını kendi liderleri karı bilmiyor mu? hiç mi anlatmamış? bu eleman hakkında mektup var diye ortalığı ayağa kaldırdılar, o pek olmadı.

.tabii heyecanlı gelişmeler oldu. ondan dolayı lafım yok. pop abimiz kendini feda etti ama ilacı aldıktan sonra planlarını öğrenmek için mi yaptı bunu? sanki pili çıkarttıktan sonra basıyormuş gibi yaptı. planları öğrenmek yerine elemanı öldürse daha iyi olabilirdi. adamlar ölümsüz ama yine de olsun.

.hepsi birden silahlandı, şu velet kızın arkadaşı da çıktı geldi. ona da bir silah verdiler, mekanı kapattılar. adam bu gibi durumlara hazırlıklıymış. bodrumdan sesler duyunca hepsi indi baktı, manyak karı da gelmiş. içlerinden biri ajanmış. onu sorguladılar.

.sorgulama muhabbeti de komikti. ulan sen küpeyi fark ettiysen niye kasıyorsun ki işte. zenci elemanı neyse ki hallettiler. az daha pop'u hallediyordu. kızı geldi omzundan vurdu. elemandan bilgi alacaklardı güya ama manyak karı gözünden şırınga marifeti ile delgi yaparak, öldürdü. böyle de sıkıntılı bir tip olmuş. artık rahat rahat herkesi öldürdüğünü söylüyor. kendi hikayesinin bir önemi kalmadı artık.

.bombalar ve tren ile kaçma meselesi de o kadar iyi olmadı ama sonuçta kaçtılar. tüm kasabanın dönüştüğünü biliyorlar. bir ses duyuyorlarmış, duymayanları da öldürüyorlarmış. mevzu böyle ilerliyor. şimdi pop'ı öldürmediler gibi geliyor bana, zaten mektupları öğrenmek için kesin uyandıracaklar, bunlar bilgiyi alırken, o da bilgi alacak. iyi güzel ama fazla bir vakit tutmuyordu. onu da yapamayacaklar gibi geldi bana.

.bir de deli karının kızı meselesi var, o da yeri göğü yerinden oynayacak gibi. hepsini göreceğiz bakalım. acele etmeyelim bakalım.

--- spoiler ---

4 Şubat 2020 Salı

my cat from hell s04e18:

Special Hell-iday


--- spoiler ---

.bayadır pek bir şey izlemiyordum. jackson tipi denk geldi, onu izleyeyim dedim. sakalları fırça gibi uzatmış. tip aynı absürtlükte duruyor. pek bir şey değişmemiş yani. halbuki izlemedikçe, durdukları yerde bir değişim bekliyor insan. bunları evreni de böyle, izlemeyince duruyor.

.neyse şimdi biraz saçmaladım sanırım. burada pek saçmalamıyordum. uzun zamandır yazmadığıma verelim.

.bölüm içeriğinde fazla bir şey yoktu. tatil bölümü çekmişler. noel zamanı kedilerinden rahatsız olan, rahatsız tipler var. bu sefer jackson çok bonkör hepsine hediye falan verdi. o da biraz saçmaydı be.

.sfenks kedisi vardı. işiyormuş ortalığa, elemanı işaretliyormuş. onda hak iddia ediyormuş. iki hava üfleyen aletle mevzuyu çözdü ama ilkin inanmadım, sonra eleman ile kedi arasında bağ kurulduğunu görünce mevzuyu öyle çözdüklerini anladım. bunu göstermediler ama isabet oldu.

.iki tane kavga eden kedileri olan tipler vardı. bir çift ama kediler yüzünden araları da bozulmuş. hepsinin arası bozuk aslında, ya kedi gönderelim, ya aramız bozuk muhabbeti. insanların derdi büyük. neyse bu kavgacı kediler konusunda bence bir şey yapamadı. bir iki saat aynı odada kalabilme geyikleri yapıyorlar. burası boş geçti.

.bebeğini elleyecek diye korkan bengal kedisinde bir parça ilerleme oldu. eleman çok oyuncu, oynayınca rahatladı. ona özel kocaman bir oyun sahası almışlar gelmişler. bebekle birlikte oynasın diyor. böyle bir hediye yok arkadaş, ne yaptın sen öyle?

.noel meselesi, kazakları şunları bunları çok geyikti. yine de izlemesi keyifli işte. en azından bir çare bulmaya çalışıyor ama kedi sonuçta, pek yapacak bir şey yok.

--- spoiler ---

28 Ocak 2020 Salı

sesten müziğe e04:

Ses ve Manipülasyon


--- spoiler ---

.diğer bölümlere göre daha ilginç bilgiler vardı. tam olarak müzikle ilgili bilgiler sayılmaz ama yine de verelim demişler. 25. kare meselesini anlattılar mesela. ne alaka diyor insan ama işte müzikle de insanları değiştirebilirsiniz diyorlar.

.sonra plaklarda şunlarda bunlarda tersten söylenen şeylerle insanları etkilemeye çalışıldığını söylüyor. simit al, kalk bir tane simit al diyor. komik bir arkadaş. tersten söyleyince cin çıkarıcı dua gibi ama normal söylemesi de garipti. o yüzden pek itibar etmedim. komikti tabii. olmayacağı da belli yani. ne alaka abi?

.frekansların beynin frekanslarını değiştirdiği meselesi güzeldi. beynin dinlenme ve aktif modlarındaki frekanslarını verip, bunu test ettiklerini söyledi ama biz bir test göremedik. en azından 1 hz'lik farkı göstermek için bir deney yaptı o iyidi. dalgaların arasındaki farkı bulan abinin deyimi ile bizlere anlattı. atım farkı gibi, bir fark, bir ritm oluşuyor ki bu çok ilginç. bunu da bu belgeselden öğrendim. teşekkür ediyorum kendilerine.

.kalan kısmı yine goygoydu. işkencecilerin kullandığı müziklerden şunlara bunlara geldi. müziksiz yayınlanan bir film varmış da, gülmüşler. müzik koyunca vermişler ödülü. müziği ödül alamamış. bu da komik bir örnek, iyi bulmuş ama çok anlamlı değil. zaten filmden kareler yine komik geldi bana.

.bir de alışveriş merkezleri, lokantalar şunlar bunlar için müzik önerileri yaptı. hepsi bizi manipüle ediyormuş. kendisi de besteci manipülasyonist olarak bizlere küçük bir örnek sundu. o da fena değildi bak.

--- spoiler ---

12 Ocak 2020 Pazar

the expanse s04e07:

A Shot in the Dark


--- spoiler ---

.hala iyi gidiyor, sezonu da iyi kapatabilecekler mi bilmiyorum. şimdi uzaylı kardeşler, uzaylı sülüklere döndü. suyun altında kalmaktan kurtuldular ama sudan gelen bir arkadaş, bunları iki saniyede öldürüyor. bir de gözlerinde üreyen bir bakteri var. o da kör edecek, eğer böyle olursa çok tatlı olacak. bir tek holden bağışık görünüyor. miller'dan hala ses yok. böyle gidiyor işte.

.zaten koskoca gezegende niye hayvan yok arkadaş? madem yaşamaya uygun mutlaka bir şeyler olması gerekirdi, hadi karada olamadı, denizde olması gerekirdi, oraları biraz es geçmişler ama şimdi en azından böyle tamamlamış oldular. her taraf sülük basmış durumda. baya gergin oldu.

.yörüngede de düşecek gemiyi kurtarmaya çalışıyorlar. irtibat kurdukları tip, salak kız. o gemiyi kurtarmak için roci'yi riske atacaklar. halatla çekecekler mi nedir? planlarını anlamadım ama aynadan aklına gelmesi ile bağlantısını bence kuramadılar. kurdularsa da anlatamıyorlar. zaten bu dizinin en büyük sorunu bu.

.iranlı karı bir türlü doğru düzgün karar veremiyor. devamlı bir hatalı karar. marcos mudur nedir, terörist olan tipi almak için piyadeleri göndermişti, hepsi öldü. gemi mi patldı? bir şeyler oldu ama yine fiyasko oldu.

.zaten en son münazarada alıp götürmüşlerdi, gemiyi patlatmıştı. onun açıklamasını yapayım derken iyice batırdım diyerek ortalığı ayağa kaldırdı. kadına devamlı dantelli kıyafetler giydiriyorlar. başımıza yerel taş yağacak. neyse ki kocası aşırı müşfik bir insan.

.amos tiplemesi iyice gönlümüzü kazanıyor. şimdi kör olmuş çocuğa falan destek oldu. bunun yeni yavuklusu da karşı tarafta, amiri holden'ı öldürmekten bahsediyor. bu işler karışacak, eleman aşırı stratejik bir insan, suyu veriyor. olay çıkmamasını istiyor ama hepsini öldürüp gezegenden nemalanacak, durum bundan ibaret. önceki davalardan da bahsettiler ama bir yere kadar işte.

--- spoiler ---

11 Ocak 2020 Cumartesi

the man in the high castle s04e10:

Fire from the Gods


--- spoiler ---

.o kadar güzel getirip, ne yapmışlar da puanı bu kadar düşmüş diye merak ettiydim ya, hakkten batırmışlar. ulan salak mısınız siz? madem john kendini öldürecekti, niye geçen bölüm himmleri falan öldürdü? neden almanyada yönetim değişti? tüm bunlar sonrası için olayların değişmesi demekti. tüm bunları yapan adam almanyayı karşısına alamıyor mu?

.tamamen almasa bile mevcut düzeni değiştirebilirdi. bir altındaki komutan hemen gamalı haçı çıkartabiliyor. john niye çıkartamıyor? sonra bundan dolayı pişman olup kendini nasıl öldürüyor? helen falan da öldü belki bundan diyebiliriz ama çok malcaydı.

.nerden tutarsan elinde kalıyor. dizi final mi yaptı? onu da bilmiyorum ama en son portal açıldı, nerden geldikleri belli olmayn bir sürü insan buraya geldi. niye buraya geldi? ulan burada hitler var, naziler var. onlar gittiyse bir sürü alman var. ne amaçladı bu mallar? insanlar neden geldi? nasıl geldi? elini kolunu sallayarak geldiler. portalı bir tek bunlar yapmıştı, bu taraftan açıyorlardı. ne yapmak istediler ben anlamadım ama cidden verilecek her cevap kötü olacak. olmadı yani.

.helen niye böyle yaptı? daha önceden haberleri yok muydu? salak minik bir kız karşısına geçip sizin gibi olmak istemiyorum deyince mi akılları başlarına geldi. onu da çok anlamadım. biraz olsun insan mantık arıyor. bunca zaman ufak tefek de olsa nazilerin şerrinden amerikalı john'a sığınan bir  hikaye uyudurdular. bunun zirve noktası, almanyada himmleri boğması idi. sonra geriye döndü, naziliğine devam eti. tam zencileri bombalaycakken intihar etti, kumanda diğer komutana geçince de nazilikten istifa etti. ulan bu kadar kolay mıydı? madem kolaydı niye john bunları yapmadı. bunları izah etmelerini beklerken, geldiğimiz nokta cidden saçma oldu.

.bir tek güzel hikaye kidonun hikayesi oldu. oğlu ile barıştı, yakuzanın elinden kurtardı. ölümüne beklediği hücrede, öldürmeye gelen tipleri halledip kurtuldu. böyle iyi şeyler oldu. güzel de çekmişler. en azından bir mantığı vardı.

.en saçma kısımlarından biri ölü oğulları meselesiydi. helen iki saniyede paralel evrenler meselesini çözdü. başkasının oğlu olduğunu anladı. john anlayamamış, oğlunu oradaki savaştan çekip kurtarmayı düşünüyor. ben de gidip oradaki savaşa ordular gönderir falan diye düşünmüştüm. pek saçma oldu. tamam oğlanı atlatamadılar ama geldikleri bu noktada, adam iki dakika önce oğlunu kurtarmaktan bahsediyor, iki dakika sonra da kafasına sıkıyor.

.juliana denen pis terörist de önce köprü patlatıyor, sonra peşmelge gibi kalaşnikofu ile peşinden gidiyor. taşlarda görüsündeki işareti görüyor. ne olduğunu anlamıyoruz. naziler geliyor gibiydi ama onun yerine adam kafaya sıkıyor, insanlar geliyor ve sezon bitiyor. inanılmaz saçma oldu. john smith gibi bir karakter olmadan zaten nesini izleyelim bu dizinin? böyle esas karakter öldürüyorlar iyi güzel ama sonrasını düşünmüyorlar.

--- spoiler ---

the expanse s04e06:

Displacement


--- spoiler ---

.bu arkadaşlara amazon yaramış gibi. sezon heyecanlı gidiyor. işleri güzel geriyorlar. tabii hala ne olduğunu anlamıyoruz ama biraz olsun bilgi veriyorlar. en azından karşımızda bir uzaylı kardeş var. şimdi gezegeni dönüştürmüş. buna göre gezegenden çıkmalarını bile engelledi denebilir.

.önce gezegenin başına haller gelecek, mekiklerle uzaya gidelim demişlerdi. onun için yukardaki arkadaşlara hazırlanmasını söylediler ama hepsinin birden nükleer füzyon olayı durdu. bunu da mavi arkadaşa bağladılar. en azından böyle anlatıyorlar artık. hepsi eninde sonunda gezegene çakılacaklarmış.

.aşağıda holden tarafları ayırma safhasında kalmıştı. bağır çağır arasında mevzuyu bu salaklara açıkladı, zaten patlamanın gelmesi, bunların hazırlanması falan hepsi hızlı gelişti. şok dalgaları şunlar bunlar derken, değişik işler oluyor gibi.

.bilim kadını rolündeki zenci karının gözündeki olay nedir? bir tane veledin de gözünde benzer bir hadise vardı. yeni bir protomolekül muhabbeti çevirecekler gibi. kendilerini tekrar etmeseler iyi olacak, bir sürü gizem var ama en azından biraz olsun karman çorman olmadan anlayabiliyoruz artık.

.milyar yıllık yapıları, patlatıp gedik açtılar, sonra o gedikleri kapatmak için bir kapak yardımı ile suyun girmesini engellediler. doğru hesap edememişler, su gelirken hepsi asıldı çekti ama beceremedi, holden da kendini feda ediyordu güya, son anda kaçabildi. o alet nasıl suyun girmesini engelleyecek onu hala anlamadım. bunlar içerde ne yapacaklar? ayrı bir uzaylı olayı dönecek gibi görünüyor.

.marsta olaylar iyice değişik oldu. bu salak asker karı için bir hikaye uydurdular ama bu hikayeyi kuşaklı hikayesi ile birleştirecekler gibi. marstaki mallar kuşaklılara akıyor. kuşaklı arkadaşları da bm tehdit ediyor. hepsinin olayı pamuk ipliği ile bağlı durumda. artık bu hikaye uzar gider.

.dünyadaki siyasal olaylara giremediler. yeni gezegenlerden sinyal alamıyorlarmış. hepsinin birden kesilmesi, gemilerin reaktörlerinin kapanması, miller'ın ortadan kaybolması derken, bir uzaylı arkadaş sıkıntısı artarak devam ediyor.

--- spoiler ---

10 Ocak 2020 Cuma

the man in the high castle s04e09:

For Want of a Nail


--- spoiler ---

.şimdiye kadar ki en iyi bölüm oldu diyebilirim. tabii adamlar biraz abarttı ama bunu bekliyorduk. hepsi iyi güzel ama bu sefer esas kötü gitti. himmler abimizi john boğdu. bu kadar hazırlıksız gitmiş olamaz dedik ama yanındaki eleman ile alman imparatorluğunu bölüşmüşler.

.tüm üst düzey yöneticilerin olduğu mekanda bu işi çok kolay yaptılar, diğerlerini koruyan askerler yok muydu? nasıl istihbarat alamadılar? nasıl bu gerçekleşebildi? o biraz saçma ama yapacak bir şey yok, güzel oldu.

.önce john'u sıkıştırdılar. şu şişko eleman, herkesi dinleyeceğim derken esas bunu dinlemiş. john şaşırmış gibi yaptı ki esasında zaten biliyordu. önceki bölümde bunun olduğuna dair duyumlar almıştı. sonra da olaylar gelişti. tabii himmler niye odasına çağırdı? oğlu gibi görüyormuş da ondan. john ben seni hiç babam gibi görmedim, senden tiksindim falan diyince öksürüğü iyice arttı, orada da boğuverdi bitti gitti. komikliğe bak sen.

.iki saniyede boğması iyidi. almanyayı bu şekilde halletmiş oldular. tabii tek sorun bu batı amerika haricinde her tarafı verdiği elemanın iyi çıkmaması olur. sonra bunu esas kötü yapıp onla mücadele ederler. böyle olursa sıkıntı yok ama işin korkutucu tarafı, sonraki bölüm puanı çok düşük, adamlar bu noktadan nasıl yapamamış olabilir diye insan merak ediyor.

.bir de tabii batı amerikadaki portal var. juliana, helen ile buluşup durumu anlattı. continuum karısını da oracıkta öldürüp yaktılar. portal meselesi en büyük mesele, bunu diğerleri fark edince ortalık karışabilir. her tarafa gidebilir, iyi de gidebilir.

.japon aşığı salak adam ve karısının dramını da boş yere devam ettiriyorlar. bunların hikayesi de boşa düştü. kido'nun oğlunun dramları da boşa düştü. zaten japonya gitti, almanya el değiştirdi, ne olacak şimdi? zenci salakları devleti elinde tutacaklar zannediyorlar, zaten amaçları bu değilmiş, buna da şaşırıyorlar. uçaklardan bildiri dağıtıldı, sonra bombalama gelir diyorlardı. o kadar bütçe ayırmamışlardır zaten rahat olabiliriz.

--- spoiler ---

8 Ocak 2020 Çarşamba

the expanse s04e05:

Oppressor


--- spoiler ---

.sanki bu sezon diğerlerine göre daha iyi olacak gibi. en azından bir yerden başladılar gibi, adamlar dört sezon çekmiş. ne oldu bu kadar zaman dersek, hala belli değil. uzaylı arkadaşlar nerde? esas mevzu o falan ama işte ancak geldiler gibi, tabii hala gelmediler. şimdi kuşaklı salaklar gezegenden ayrılmak istemiyor. bu mevzu üzerinden saçmalayabilirler.

.en azından holden salağı daha derli toplu duruyor. tarafların ortasına geçip onlara laf anlatması komikti. olayları genel olarak anlattı ama kimsecikler inanmadı. inansa da bir şe değişmeyecek. şirketlerin güvenlik görevlisi manyak eleman, esas kötü olarak çılgınlık yapacak gibi.

.tabii kuşaklılar da iki tane görevliyi rehin aldı. olaylar bu seyirde  yine sıkıntılı işliyor ama bu sefer amos arıza çıkartmıyor, arada gülümsetiyor. karakterler ancak oturdu yani. naomi salağı aynı salak.

.şu kuşaklı salak karı güya bombaya engel olmaya çalışmış da şöyle böyle olmuş. kocası ile konuştuktan sonra intihar etmeye çalıştı ama onu da beceremedi. sonra naomi biraz karşısına aldı konuştu. şaka gibi sahnelerdi ama gerekli görmüşler.

.sakallı eleman bu karıya yazılıyor gibi. baştan beri öyleydi, şimdi kocası diğer tarafta arıza çıkarınca olaylar o tarafa gidecek. koskoca uzay gemisinde geldiğimiz yere bak sen.

.iranlı karının işleri zor, münazara esnasında tehdit var diye hemen alındı. dünyanın üzerine doğru gelen bir gemiyi havaya uçurdular. bir sürü çoluk çocuk öldürdü. zorla seçim kaybettirmeye çalışıyorlar ama bir taraftan gereksiz, diğer taraftan güzel işler oluyor.

.bölüm sonunda da büyük bir patlama oldu, orada bitti. uzaylı kardeşler bir şeyler yapmış olsa bari dedik ama işte dört sezondur aynı hislerimiz sürüyor. devamlı aldatılmış gibi hissettiriyorlar, belki bir yerden sonra hikaye güzelleşir. hala izliyoruz işte.

--- spoiler ---